6 Mayıs 2016 Cuma

TİYATRO ANALİZ: Bana Mastika'yı Çalsana





Bana Mastika'yı Çalsana oyun afişi


Bu yazıyı yazmayı uzun süredir planlıyordum fakat bir türlü başlayamıyordum. Bundan yedi-sekiz yıl önce ortaokuldayken Türkçe öğretmenimiz tiyatroya olan merakımdan dolayı kendi tiyatro öğrencilerine ek olarak beni de götürmüştü. Bursa Ahmet Vefik Paşa Devlet Tiyatrosu'nda izlediğimiz oyunun ismi ise "Çok Orijinal Bir Oyun"du. Benim için her zaman özel yeri olan "Çok Orijinal Bir Oyun"dan sonra bir daha tiyatroya gidememiştim. Ta ki bugüne kadar. Ardan sekiz yıl geçtikten sonra tiyatro izlemeye yeniden başlamam çok ani bir kararla olmuştu. Eylül 2015'ten beri Ahmet Vefik Paşa Tiyatrosu'nun önünden geçerken sürekli "Bana Mastika'yı Çalsana" isimli tiyatro oyununun afişini görüyordum. Sürekli yanımdakilerle "Bana Mastika'yıı çalsana" diyerek gülüşüyorduk. Gel zaman git zaman afişleri alışveriş merkezlerinde de görmeye başlamıştım. 2016 yılına gidiğimizde ise çok yakınlarımı kanserden dolayı kaybetmemden sonra kafamı dağıtmam kendime başka bir meşkale bulmam gerektiğini söylüyordum ve bir gün ise Ahmet Vefik Paşa Tiyatrosu'nun kapısından içeri girdim. Tabi ilk olarak "Bana Mastika'yı Çalsana" oyununu sordum fakat o sıralar "Entrikalı Dolap Komedyası" isimli yeni bir oyun olduğunu söylediler. Hemen bilet aldım. Oyun günü geldiğinde ise oldukça heyecanlıydım. Gerçekten harika bir gece geçirmiştim. Ardından "Halktan Biri" ve yeniden "Entrikalı Dolap Komedyası"nı izledim. Sonrasında ise beklediğim oyunun yani "Bana Mastika'yı Çalsana"nın biletleri satışa çıkmıştı. Bir hafta da beş kez seyirciyle buluşacak oyunun son üç gününe bilet almıştım. Afişe taşıdıkları slogan ise ''Herkesin bir hikayesi var.''



Bana Mastika'yı Çalsana Ekibi



Nihayet oyun günü gelip çatmıştı. Oyunun açılışında ki Hüsnü Yusuf ve Yeşim'in yıllar sonra karşılaşması ve o sahnede geçen diyaloglar iki eski aşık olduklarını seyirciye acı bir şekilde sunuyordu. Yüreklerinde yaralar ile. Sezon boyunca Yeşim'i başarılı bir şekilde canlandıran iki oyuncu vardı. Öykü Esendemir ve Cansu Yılmaz tarafından canlandırılmıştı. Yeşim'in küçüklüğü ise yine iki oyuncu tarafından canlandırılmıştı. Esra Demirci ve Elif Garip'in Yeşim'in küçüklüğündeki performansları takdire şayan. Hüsnü Yusuf rolünde ise Orbay Sehlikoğlu yer alırken, Sumru'yu Ayşe Dinç, İskender'i, Nurettin Örük, Hayriye'yi Ecehan Şarman Çetinkaya, Nazlı'yı Utku Duman, Belma'yı Tümay Revşan canlandırmıştı. 

Yıllar sonra karşılaşan Hüsnü Yusuf ve Yeşim.

Geniş bir oyuncu kadrosuna ev sahipliği yapan ''Bana Mastika'yı Çalsana''nın  açılış sahnesinin ardından Yeşim bize Hüsnü Yusuf ile tanışmasını ve etrafında gelişen olayları anlatmaya başladı. İzmir'in İki Çeşmelik isimli roman mahallesinde geçen çocukluğu kâh hüzünlendirdi kâh güldürdü. Annesi ve babasının Almanya'ya çalışmaya gitmesiyle Halası Nesrin ile yaşamaktaydı. Oldukça sert mizaça sahip Nesrin (Irmak Bavkır), İki Çeşmelik'e geldiği ilk günden beri deyim yerindeyse Yeşim'e hayatı zehir ediyordu. "Dışarı çıkma Yeşim!" "Kimseyle konuşma Yeşim!"  "Yeşiiiiiim." Mahallede kimseyi sevmeyen Nesrin, İskender'i görünce yelkenleri suya indirip kur yapıyordu ama nafile. İskender (Emre Nurettin Örük) ona yüz vermiyordu. İskender'e mahalleli İsko ismi ile kısaltma takmıştı. Mahallenin tüm kızlarının hayalini süsleyen İsko ise aşktan/sevgiden yana pek bir dertliydi. Teyzesi Hamiyet (Berrin Kulya Balkanlar)'in kızı Sumru (Ayşe Dinç)'ya olan aşkını içinde yaşayan İsko, dertlerini can arkadaşı Çiko (Cenk Turan)'ya anlatıyordu. İsko'ya, Sumru'yu karşısına çekip konuşması gerektiğini sürekle söylüyordu. Aşk-meşk konusunda en son tavsiye alınacak Çiko ise yetimhane dayağı ile büyüyen ve pavyonda şarkıcılık yapan Belma (Tümay Revşan Kargın)'ya âşıktı. Belma'yı sokak ortasında herkesin içinde darp eden Çiko mahallenin sevilmeyenlerinden biriydi. Diğer bir sevilmeyen ise transseksüel yani halk arasındaki ismi "Travesti" olan Nazlı (Utku Duman)'ydı. 

Nazlı ve Belma


Türk toplumunun en aykırı karakteri kesinlikle Nazlı'ydı. İnsanlığın yaptığı en büyük hatalardan biri de lezbiyen, gey, transseksüel ve biseksüel bireyleri toplum içerisinde dışlamak. Oyunun geçtiği dönem ve şimdiki dönem arasında yıllar geçti ama önyargı hâlâ aynı. Nazlı, geçimini seks işçiliği yaparak sağlıyordu. Çünkü transseksüel bir kişinin, normal insanlardan farklı tutularak hiçbir iş bulamamasıydı. Bırakın insanlar istediği gibi yaşasın. Candan Erçetin'in "Kimin Doğrusu" isimli şarkısının sözleriyle devam etmek istiyorum yazıma "Farkında değil hiç kimse bu yaşayanın hayatı, aslında yok kimsenin, kimseye söyleyecek lafı. Kendi yanlışlığından ve zalimliğinden, herkes yargılıyor başkasının hayatını." Umarım içimizdeki önyargı bir gün yok olur ve insanlar istediği hayatı, istediği aşkı, cinsiyet gözetmeksizin yaşar.

İsko, Anason Osman ve Çiko

Mahallenin en keyif adamı geçimini müzisyenlikle sağlayan Anason Osman (Yener Sezgin)'ın başı iki eş ile dertteydi. İlk eşi Hayriye (Ecehan Şarman Çetinkaya)'nin üzerine yıllar sonra kuma olarak henüz 18 yaşındaki Gülseda (Ceren Kayış)'yı getirmişti getirmesine ama Hayriye bu durumdan oldukça şikayetçiydi. Sürekli kocasına haraket edip, başına gelen kuması Gülseda'yı da sürekli darp ediyordu. Geldiğinden beri Anason'dan hoşlanmayan Gülseda, mahallenin taksicisi Tako (Levent Uzunbilek) ile kaçıp gitmişti. 
Gülseda'nın gitmesiyle yıkılan Anason'u teselli etmek karısı Hayriye'ye düşmüştü. 
Küçük Yeşim, Hüsnü Yusuf ve Tako.

Pat Murat, Hayriye, Gülseda ve Ayhan'ın Annesi.

Ne mahalleydi şu İki Çeşmelik, oyunu izlerken aklıma Wisteria Lane geliyor. "Desperate Housewives" yani bizdeki adıyla "Umutsuz Ev Kadınları" dizisindeki mahallede oldukça karışık olaylara gebeydi. İki Çeşmelik'te okumakta pek fayda etmiyor. Mahallenin okumuşu mektepli entel Mehmet ise sağ-sol işlerine bulaşmış hapise düşmüştü ve bir daha annesi Emine (Sitare Tuna), oğlu Mehmet (Salih Salcan)'ten haber alamamıştı.

Emine ve Nesrin.


 Hayalsiz yaşanmıyor, umutsuz yaşanmıyor. Yeşim'in ilk aşkı Hüsnü Yusuf (Orbay Sehlikoğlu) ise sirk yıldızı olmak istiyordu. Çeşitli numaralar öğrenen Hüsnü'nün annesi ve babası o daha küçükken bir trafik kazası sonucu hayatlarını kaybetmişlerdi. Babaannesi Navina (Hafize Gün) ile yaşayan Hüsnü Yusuf'un başı dertteydi.

Hamiyet, Emine, Navina ve Hayriye.


 Torununun sirk yıldızı olmasını istemeyen Navina, Hüsnü'nün eline klarneti tutuşturup öğrenmeye Mastika'dan başlamasını istiyordu. Hüsnü ise müzisyenlik istemiyordu ama koca karı diye hitap ettiği babaannesini elindeki klarnet ile susturabiliyordu ancak. Yeşim ile evlenme hayalleri kuruyordu ama bunlar sadece hayal olarak kaldı. Neden mi?



İsko ve Hamiyet.

Sumru, Hamiyet ve İsko.


 Oraya birazdan gelicem ama onun öncesinde birazcık Hamiyet'ten bahsedeyim. Sumru'nun annesi Hamiyet ise kızının da şöhret olup paralara boğulmasını istiyordu. Kızı ile birlikte gül satıp, düğünlerde göbek atarak para kazanıyordu. Yetimhane de büyümesin diye küçüklüğün yanına aldığı uzaktan akraba olan İsko'yu, Sumru ile kardeş gibi büyütmüştü. İsko'nun Sumru'ya âşık olduğunu öğrendiğinde iş işten geçmişti. 

İsko ve Sumru.


Gelelim Sumru'ya... Büyük, küçük demeden mahallede yaşayan herkes Sumru'yu seviyordu. Ne de olsa mahallenin iyilik meleğiydi. Annesi Hamiyet'in dediği gibi şöhret olmak istemeyen, gül satıp göbek atmak istemeyen Sumru, zengin koca bulup evlenme derdindeydi. Ve bir gün çiçek satarken karşısına beyaz üniformalı biri çıkar ve âşık olur. Yaklaşık altı-yedi aydır flört ettiği Ayhan (Burak Günsayar)'ı, ilk olarak ağabey olarak gördüğü İsko'ya anlatmıştı. İşte o zaman beyninden vurulmuşa dönmüştü, İskender. Ayhan'ın annesi (Hatice Sezer) bu ilişkiyi onaylamayıp mahalleye gelip Sumru ile konuşmaya gelmişti. Onu Sumru değil de annesi Hamiyet karşılamıştı. Roman oldukları için Sumru'yu istemeyip hakaret edince, Hamiyet dayanamayıp kadını darp etmişti. Her şeye rağmen sinemada Ayhan, Sumru'ya evlenme teklifi etmişti. 

Küçük Yeşim, Sumru ve Ayhan.


Sumru ise kabul edip kınayı mahallede yapmak istemişti. Kına gecesi geldiğinde her şey güzel başlamıştı fakat İsko'nun, Ayhan'ı bıçaklamasıyla mahalle bir daha eskisi gibi olmamıştı. Belli ki yıllar sonra karşılaşan Hüsnü Yusuf ve Yeşim'in de niçin birlikte olamadığını anlamış olduk. 



Yıllar sonra Hüsnü Yusuf'u gördüğünde Yeşim.

Ne kolay di mi? Sen ona âşıksın, o başkasına! Bencillik yapıp öldürnek haklı çıkartır mı insanı? Çiko, İsko'ya demişti ki "Kardeşcağzım, kalbine gömecen. Başka çaren yok." Peki neden öldürdü? Sunru bir daha mahalleye geri dönmemişti. Yeşim de bunu şu sözlerle açıkladı; "Anladım ki çok sevdiği için öldürenler, kendi gibi olmak isteyenleri yok edenler yüzünden gelemedi Sumru. Oysa farklılıklar yaratır renkleri, birlikte yaşayabilirsek eğer solmaz kırmızı karanfilin nefesi." 


Ve perde kapanır. Minik bir oyun değerlendirmesinin ardından müthiş oyunculuk performansları, şarkı performansları, müzisyenler, kareografi, dekor, ışık kısacası her şeyi mükemmel bir oyun izlettikleri için tüm ekibe minnetlerimi sunuyorum. Son olarak söylemek istediğim şey ise; Gökkuşağını kabullenelim ki gökkuşağı da sevsin bizi. Oyunun finalindeki gibi; "Gökkuşağı sevmez kimseyi" cümlesini çürütmek için elimizden geleni yapalım.
- Batuhan Dereli